Sanayileşmenin hızı, çarpık kentleşme, göç ve trafiğin yoğun olarak görüldüğü metropollerde yaşamak oldukça yorucudur. Gittikçe artan internet ve cep telefonları kullanımıyla artık gün içinde çok fazla insanla iletişime geçiyoruz. Çalışanlar başta olmak üzere çok fazla uyaranla karşı karşıya kalıyor aslında. Bu nedenle kişiler ailelerine, sosyal ortamlarına, arkadaşlarına ve hobilerine oldukça az vakit ayırabiliyorlar. Uzman psikolog Derya Deniz, büyük şehirlerde yaşayan insanların günlük hayatta karşılaşmış olduğu bu sorunları ve sorunlar için çözüm önerilerini açıklıyor.

İşi işte bırakın: İş yerimizde yaşadığımız yoğunluk veya sıkıntıları stresi pek çoğumuzun günlük hayatını etkileyebiliyor. Fakat iş yerinde olanları özel hayatımıza tanımak ne kadar doğru? Her iş yerinde olduğu gibi sizin işinizdede baskı ve rekabet koşulları bulunabilir. Elinizden geldiği kadar bu stresi iş yerinde bırakmanız gerekiyor. İş ile ilgili sıkıntıları sürekli zihninizde taşımanız sosyal hayatınızı da olumsuz etkiler.

Trafikte daha az zaman geçirin: Kendimize daha fazla zaman ayırmak istiyorsak, Trafikte geçirdiğimiz zamanı en aza indirmemiz gerekiyor. Trafikte geçirdiğimiz zaman hem stresli hem yorucu hem de vaktimizi boşa harcadığımız bir zaman. İstanbul’da yola günde 4 saatini harcayan insanların olduğunu biliyoruz. Evimizi iş yerimize yakın bir yere konumlandırırsak daha kaliteli bir zaman geçirmiş oluruz. Böylece kendimize daha fazla zaman ayırıp trafiğin stresinden uzak durmuş oluruz.

Duygularınızın farkında olun: Gün içerisinde oldukça fazla seçimler yapmamız gerekiyor çünkü hayat hızlı akıyor. Oysa ruh sağlığımız için gerçekten ne istediğimizin ve duygularımızın farkında olmalıyız. Kim olduğumuz ve dünyayla olan temasımızı asla kesmemeliyiz. Aslında her birey varlığının, asıl değerlerinin, ihtiyaçlarının farkında olduğu sürece birçok sorunun üstesinden gelebilir.

Sosyal hayatı göz ardı etmeyin: Uzun çalışma saatleri ve şehir hayatı nedeniyle fazlasıyla sosyal hayattan uzak kalıyoruz. Ancak hepimiz için önemli olan değerlerin başında gelen arkadaşlarımız ve ailemizle bir araya gelmek, her ne kadar yoğunda olsak onlara belli bir zaman dilimi ayırmalıyız. Bu sayede şehir hayatının zorluklarının çözüldüğünü görceksiniz.

Doğru İhtiyaçlara odaklanın: Daha iyi bir evde oturmak, hada iyi kariyer vb. bir çok nokta çalışma saatlerini, fedakarlığı ve sorumlulukları beraberinde getirir. Her zaman ileriye doğru gitmek insanın doğasında olan ve kötü olmayan olgudur. Ancak doğru ihtiyaçlara odaklanmak oldukça önemlidir. İhtiyaç olarak gördüğümüz unsurların ne kadar ihtiyaç olup olmadığını belirlemek gerekiyor.

Etkili iletişim becerileri edinin: Günümüzde pasif ve aktif iletişim biçimleri oldukça fazla kullanıyoruz. Gün içerisinde insanın yaşadığı kendi içsel ihtiyaçları ve sıkıntıları, doğru iletişim kurmayı engelleyebilir. İletişimde önyargılardan uzak durup, açık fikirli olmalı ve suçlayıcı olmadan ne istediğimizi iyi bir şekilde ifade etmek, çoğu alanda iletişim sıkıntısını ortadan kaldırır. Bireylerin, ihtiyaçlarının ve isteklerinin farkında olması bu anlamda oldukça önemlidir.

Doğadan kopmayın: Büyük şehirlerin en büyük sıkıntısı doğayla iç içe kalabileceğimiz yerlerin sınırlı sayıda olması. Oysaki doğa ile baş başa olmak, fiziksel ve ruhsal olarak önemli ihtiyaçlardan biridir. Doğayla bağı olmayan kişilerin yabancılaştığı gözlemlenir. Bu yüzden kısa gezilere çıkabilir ya da hafta sonu doğada vakit geçirebilirsiniz.

Daha çok egzersiz, daha az TV: İşten eve dönünce yemek yiyip koltuğunuza uzanıp çok fazla televizyon izliyorsanız. Bu durumun sizi pasif düşürdüğünü söyleyebiliriz. Yapılan araştırmalara göre düzenli spor yapan bireyler yapmayanlara oranla hem ruhsal hem de fiziksel düzelme daha fazla görülür. Spor yapmanın hem kaygı azaltıcı hem de koruyucu yönü olduğunu unutmayınız.

Kültürel ve sosyal aktiviteleri takip edin: Büyük şehirlerin avantajı spor, sanatsal, entelektüel etkinliklerin yoğun gerçekleştiği merkezler olmalarıdır. Biraz rahatlamak için kültürel ve sosyal faaliyetlere olabildiğince zaman ayırmalısınız. Bu tip aktivitelere ayırmış olduğumuz zaman, duygularımızı bile olumlu yönde çalıştırarak, kendimizi daha iyi hissetmemizi sağlayıp algılarımızı açmamızı sağlayacaktır.

Bir oluşuma üye olun: Metropollerde ki kalabalık, insanı anlamsızlık duygusuna iter. Bu sebepten çoğu insan büyük şehirlerde yalnız olduğunu hisseder. Sorumluluklarımıza ve zaman darlığına rağmen kendimize yakın bulduğumuz bir görüşe, derneğe, topluluğa, kuruluşa üye olmamız; farklı sorunlar ve insanlar için fayda sağlayıcı çalışmalar yürütmemiz önemlidir. Bu durum aidiyet duygumuzu ve yaratıcılığımızı artırır.

HENÜZ YORUM YOK

CEVAP VER